|
Çocuklarda Uyum Ve Davranış Problemleri

·
Alt Islatma
·
Dışkı Kaçırma
·
Parmak Emme
·
Tırnak Yeme
·
Çocukta Tikler
·
Yalan Söyleme
·
Çalma- Hırsızlık başlıkları altında sıralanabilir.
Bu davranışlar günlük yaşamda aşırıya gittiği zaman ve görülme sıklığı
normal görülme sıklığından fazla olduğu zaman bir uzmanın yardımına
başvurulması gereklidir. Çocuklardaki normal dışı davranışlar için
tanıyı koyan kişinin öncelikle bu yaş için neyin normal olduğunu bilmesi
gerekir. Eğer davranışlar bir bozukluk olarak sınıflandırılırsa bu
davranışlar bir psikoloğun yardımı eşliğinde tedavi edilebilecek
davranışlardır.
Aslı Ziylan
Alt
Islatma
Genellikle çocuklar mesane kontrolü gerçekleşinceye kadar, yani ortalama
olarak 2-3 yaşlarına kadar geceleri altlarını ıslatırlar. Gündüz kontrol
2 yaş dolaylarında, gece kontrol ise 3,5-4,5 yaşları arasında kazanılır.
Çocukların hemen hepsinin idrar ve dışkı kontrolünü kazandıkları 4
yaşından sonra hala kaçırmanın devam etmesi “alt ıslatma” adını alır.
Ortalama 4-5 yaş
çocuklarının tümünün % 15 kadarı altını ıslatır. Çocuklardaki altını
ıslatmaların yaklaşık % 80’i gece, % 5’i gündüz görülmektedir. Bu oran
okul çağında bir miktar azalmakla birlikte çocukluğun ortalarına, hatta
ergenliğe kadar devam ettiği görülür. Her yaş için “alt ıslatma”
erkeklerde kızlara oranla iki kat daha fazladır.
Alt ıslatma iki
biçimde görülebilir. Bunlardan ilki, birincil alt ıslatmadır ki bu, sinir-kas kontrolünün
gelişmesindeki gecikmeden kaynaklanabilir ve doğumdan başlayarak
süregelir. Bu gecikme, anne babanın düzensiz ya da yetersiz tuvalet
eğitiminin bir sonucu olarak da oluşabilir. Tuvalet eğitimine erken
başlama ve tuvalet eğitimi sırasında yaşanan büyük inatlaşmalar, alt
ıslatma problemine zemin hazırlayabilmektedir. Yine, tuvalet eğitimine
geç başlama ve dolayısıyla uygun tuvalet alışkanlığının kazandırılmaması
da alt ıslatmaya zemin hazırlayabilmektedir. Birincil alt ıslatma
sorununun görüldüğü çocukların idrarlarını kontrol etmelerinde, anne
babalarından diğer kardeşlerine oranla daha az yardım gördükleri ya da
hiç yardım görmedikleri saptanmıştır. Birincil alt ıslatma zamanla
kaybolur ve yavaş gelişen bu çocuklar, tuvalet kontrolünde
arkadaşlarının düzeyine ulaşırlar.
Birincil alt
ıslatma, bu sorunun hemen hemen % 75-80’ini oluşturur. Geri
kalan % 20-25 oranındaki ikincil alt ıslatma olayında tuvalet
kontrolü oluştuktan sonra bir gerileme söz konusudur. Bu tür alt ıslatma
sorunu yeni bir kardeşin doğumu, aileden birinin kaybı, okul başarısında
düşme, yeni bir eve taşınma gibi bazı ruhsal gerginlik durumlarında
ortaya çıkar.
Alt ıslatma,
sosyo-ekonomik düzeyi düşük olan, aile içinde yeterli duygusal
etkileşimden yoksun, nörotik ve uyumsuz çocuklarda daha sık rastlanır.
Aynı zamanda çocukların duygusal dünyalarının da bu probleme etkisi
büyüktür. Çocuklara gösterilen aşırı sevgi ve hoşgörü, yetersiz ilgi,
kıskançlık gibi durumlar çocuğu alt ıslatma problemiyle karşı karşıya
getirebilir. Çocuğun duygusal dünyasını büyük ölçüde etkileyen ev
ortamı, alt ıslatma konusunda büyük rol oynamaktadır.
Dışkı Kaçırma
Alt ıslatmaya oranla daha az rastlanan bu bozukluk genellikle uygun
olmayan tuvalet eğitimi, aile içi çatışmalar, annenin aşırı titizliği
gibi nedenlerden kaynaklanabilir. Tuvalet eğitimi sırasında çocuğun bunu
kendi özerkliğine karşı yoğun bir tehdit olarak algılamasına neden olan
aşırı baskıcı bir tutum, bu probleme yol açabilir. Yani bu durum çocuğun
kendisine karşı uygulanan disiplin kurallarına karşı bir başkaldırı, bir
öç alma olarak ortaya çıkabilir.
Bu
davranış bozukluğunu gösteren çocuklar, dışkılarını tutanlarla,
kaçıranlar şeklinde ikiye ayrılabilir. Dışkılarını tutanlar, aşırı
miktarda dışkı biriktirir, sonra birdenbire boşaltırlar; kaçıranlarsa,
külotlarını ve yataklarını kontrol dışı olarak kirletirler. Bazı
uzmanlar genel nüfusun yaklaşık % 3’ünün “dışkı kaçıran” olduğunu tahmin
etmektedir. Yine bazı çalışmalar, dışkı kaçırma problemi olan
çocukların, böyle bir problemi olmayan çocuklara göre aile düzeninde
daha fazla karışıklık ve evlilik sorunları olduğunu ortaya koymuştur.
Parmak Emme
Parmak emme, çocuklarda
3-4 yaşlarına kadar görülen bir durumdur. Genellikle 18. ay dolaylarında sıklaşan
parmak emmenin 4 yaşına doğru kaybolması beklenir. Araştırmalar en geç
5-6 yaşlarında sona erdiği taktirde parmak emmenin zararının olmadığını,
ancak devam etmesi halinde dişlerde deformasyona neden olbileceğini
kanıtlamıştır. Parmak emmedeki sıklık oranı, çocuk okula başladığı
sırada hızla azalır. % 2 oranında 6-12 yaşlarında kazanılmış bir
alışkanlık olarak devam eder.
Sürekli parmak
emme alışkanlığı psikolojik sorun ve gerginliklerin bir sonucu olarak
gelişebilir. Örneğin, yeni bir kardeşin doğumu, çocukta bu tür bir
alışkanlığın başlamasına neden olabilir. Böyle bir durumda kardeşin
doğumundan önce çocuğun hazırlanması, kardeşin varlığına karşı çocuğun
statüsünün devam edeceği ve onun yerinin ayrı olduğu konusunda çocuğun
ikna edilmesi, kardeşin yardıma muhtaç bir yakını olması nedeniyle
elbirliğiyle ona bakma gereğine çocuğun inandırılması ondaki gerginliği
azaltır.
Parmak emme
alışkanlığı karşısında anne babanın yapacağı en sağlıklı yaklaşım, olayı
telaşa kapılmadan sabırla karşılamak ve sürekli ilgilenmekten kaçınarak,
çocuğa bu alışkanlığın bebekçe bir davranış olduğunu, başkalarının
gözüne hoş görünmeyeceğini basit bir dille anlatmaktır.
Tırnak Yeme

Tırnak yeme
alışkanlığına 3-4 yaşlarından önce sıklıkla rastlanmaz. Ancak ender olarak 15 aylık gibi erken bir dönemde de
görülebilir. Tırnak yeme bir güvensizlik belirtisi
olarak kabul edilir. Aile içinde aşırı baskılı ve otoriter bir eğitimin uygulanması, çocuğun
sürekli azarlanarak eleştirilmesi, kıskançlık, yetersiz ilgi, sıkıntı ve gerginlik tırnak
yemeye neden olan başlıca etkenler arasında sayılabilir. Çocukların
hemen yarısında görülen bu alışkanlığın kazanılmasında, aile içinde
tırnak yiyen bir modelin çocuk tarafından taklit edilmesi de bir etken
olabilir.
En etkili tedavi yöntemi, 3-4 yaşların
kadar bu alışkanlığın anne ve baba tarafından görmezlikten gelinmesidir.
Çocuğun gururunu okşayarak, tırnak yemenin onu ne denli çirkin
yapabileceği telaşsız bir biçimde anlatılmalıdır.
|