Category Archives: Genel

TRT Günaydın Hayat “Kuşak Çatışması” Konusu ile Uzm.Psk.Aslı Dalan

TRT Türk Kanalında yayınlanan “Günaydın Hayat” programında Uzm.Psikoloğumuz Aslı Dalan; Kuşak çatışması nedir? kuşak çatışmaları neden olur? Aileler kuşak çatışmasını engelleyebilmek için ne yapabilir v.b. pek çok sorunuzun cevabını veriyor.

Vajinismus Nedir? Vajinismus Tedavisi

Ülkemizde kadınların yaşadığı cinsel problemler içerisinde neredeyse ilk sırayı alan vajinismus konusuna, vajinismus’un ne olduğunu anlatarak başlamamız en doğrusu olacaktır. En basit ve kısa tanımı ile vajinismus; fiziksel herhangi bir engel bulunmamasına rağmen kaygı, endişe, korku nedeni ile kadınların cinsel ilişkiye izin veremeyecek şekilde vajina kaslarını ve kendilerini kasmaları, cinsel beraberliğin yaşanamaması ya da yaşanırsa bile oldukça ağrılı ve problemli olması durumudur. Vajinismus probleminde vakaların %95’in de herhangi bir fiziksel problem bulunmaz ve durum tamamen psikolojiktir. Geriye kalan %5’lik kısım için fiziksel bazı problemler olabilir.

Doğru ve düzenli bir tedavi ile vajinismustan kurtulabilirsiniz. Evliliğinizde yaşadığınız sorunları çözebilir, düzenli bir cinsel yaşama ve hayalini kurduğunuz çocuğunuza kavuşabilirsiniz.

Vajinismus problemi ile ilgili ayrıntılı bilgi için tıklayınız.

Topluluk Önünde Konuşma Korkusu Nasıl Yenilir?

Tim Smedley tarafından ele alınan “kitle önünde konuşma korkusunu yenmek” başlıklı yazı BBC’nin Türkçe sayfasında yayınlandı. Dergi başlığı altında ele alınan çalışmanın ayrıntıları şöyle:

Kitle karşısında konuşma korkusu işinizde ilerlemenizi engelleyebilir. Bu engeli aşmak için neler yapabilirsiniz?
Çoğumuz kitlelere konuşmaktan çekiniriz. 2014’te Chapman Üniversitesi’nde yapılan bir ankete katılanların yüzde 25,3’ü kitlelere konuşmayı en büyük korkuları olarak ifade etmişti.
Ancak bu korku kariyerimizde gelişim göstermemizi engelleyebilir. 2014’te 600 işverenle yapılan bir anket, işe alırken en çok aranan özelliğin “sözlü iletişim” becerisi olduğunu göstermiştir. ‘Sunum becerisi’ dördüncü sırada yer alırken, “idari işleri yönetme” özelliğine çok daha az önem veriliyor.
Aynı yıl 2031 Amerikalı çalışanla yapılan başka bir araştırmada, katılanların yüzde 12’si, işyerinde itibar kaybına yol açsa bile sunum yapma işini başkasına bırakacağını belirtmişti. Sunum yapanların yüzde 70’i ise bu işi yapmış olmalarının başarılarında önemli yeri olduğunu ifade ediyordu.
Kitle karşısında konuşma korkusunun yaşamı etkilediği biliniyor. Araştırmalar işle ilgili bu tür kaygıların iş performansını da düşürdüğünü gösteriyor.

Kendinizi görünür kılın
Artık işlerin önemli bir kısmı bilgisayar ekranı karşısında yapılırken kariyer yaşamınızda ilerlemeniz için hala görülmeniz ve sesinizin duyulması gerekiyor. IBM’in hazırladığı bir raporda, daha yüksek düzeyde yönetici kademelere gelebilmeleri için kadın yöneticilere topluluklara konuşma ve panellere gönüllü katılma, blog yazma ve tweet atma, işlerini şirketin her kesiminin duymasını sağlama gibi tavsiyelerde bulunuluyordu.
Bu konu hakkında kitap yazmış olan işletme danışmanı Harvey Coleman, kariyerde başarı için en önemli üç etkenin sırasıyla görünürlük (%60), imaj (%30) ve performans (%10) olduğunu belirtiyor.
‘Sunum Yapma ve Kitleye Konuşma Rehberi’ adlı kitabın yazarı Steve Bustin, kitleye konuşmanın gerekli bir beceri olduğunu ve özellikle üst düzey iş mülakatlarında artık adaylardan sunum yapmalarının da istendiğini belirtiyor.

İşyerlerinde telefon konuşmalarının yerini artık video konferansları alıyor. Dolayısıyla ofisten aynı anda birçok kişiye sunum yapma olanağı doğuyor.
1984’te Kanada’nın Vancouver bölgesinde yıllık teknoloji ve tasarım konferansı olarak başlayan TED konuşmaları o kadar yaygın takip ediliyor ki bunlar sunumlardan beklenti seviyesini de yükseltiyor. 2006’dan bu yana “yayılmaya değer fikirler” adıyla internette paylaşılan ve 100’ü aşkın dile çevrilen 20’şer dakikalık bu konuşmaların videoları bir milyardan fazla kişiye ulaşmış görünüyor.
Hazırlık önemli
Yılda yalnızca birkaç kez kendi iş arkadaşlarına konuşma yapanların bu konuda gelişme olanağının fazla olmadığı belirtiliyor.
Peki, neden bu korkuyu duyuyoruz? Bu tamamiyle doğal ve kökleri derinlerde olan bir duygu.
İngiltere’de meslek psikoloğu olan ve işletme danışmanlığı yapan Gary Luffman’a göre, beynimizin ödülden ziyade tehditleri algılaması üç-dört kat daha olası. “Yani tanımadığınız bir insan topluluğu gördüğümüzde… tehdit moduna geçiyoruz hemen.”
Bu beyin açısından “savaş ya da kaçış” modu demektir. Böyle bir durumda vücudumuz adrenalin salgılıyor ve kalp atışımız hızlanıyor. Kaçmak için iyi bir hazırlık bu, ama durup beklerken bu aşırı enerji boğazın sıkışmasına, kızarma ve terlemeye sebep olabiliyor.
Bustin de Luffman da kitleye konuşmanın başarılı olması için hazırlığın önemli olduğunu söylüyor. Konuşmanızı satır satır ezberlemek yerine, iyi bir başlangıç yapmak için yalnızca giriş bölümündeki birkaç cümlenin ezberlenmesi öneriliyor. Sunumun daha sonraki kısımları içinse hatırlatıcı kartlar ya da slaytlar kullanılması yararlı olacaktır.
Konuşma yerini kafanızda canlandırın
Luffman ayrıca sunum yapılacak yerin önceden kafada canlandırılması, durulacak yerin belirlenmesi gibi etkenlerin işi kolaylaştıracağını belirtiyor. “Kafanızda önceden canlandıracağınız ayrıntılı resim endişelerinizi azaltacaktır.”
Ancak başka hiçbir şey kitleler önünde bol bol pratik yapmanın yerini tutmaz.
Kitleye konuşurken odak noktasının siz değil, dinleyici ve iletmek istediğiniz mesaj olduğunu unutmayın.
Kitle önünde konuşma yapma pratiği sağlayan ve birçok ülkede şubeleri olan Toastmasters adlı kuruluş kişilerin bu konudaki korkularıyla yüzleşmelerine yardımcı oluyor.
Bu konuda ayrıca Nörolinguist Programlama desteği de alınabilir. Burada dil yapısı ve kişinin davranış biçimi üzerinde duruluyor.
Kitleye konuşma korkusu olan insanların çoğunda kendisi üzerine yoğunlaşma ağır basar. “Ya kötü olursa?”, “Ya başaramazsam?”… gibi kuşkular yerine odak noktasının siz değil, dinleyici ve iletmek istediğiniz mesaj olduğunu unutmamak gerekir. Siz bu mesajı iletirken izleyici sizi severse bu da artı puan sayılır.
Daha önce kitleye konuşma korkusu olup da bunu yenmek için adım atan insanlar bu kararı almadıkları takdirde kariyerlerinin belli bir noktada durmuş olacağının, hiçbir ilerleme kaydetmeyeceklerinin farkındadırlar.

“Bir Çift Psikolog” YouTube Kanalımız Açıldı

bir çift psikolog” Bir Çift Psikolog” YouTube kanalımız açıldı.

Uzm.Psk.Aslı DALAN ve Uzm.Psk.Uğur DALAN’ın ilişkiler, evlilikler, psikoloji ve hayata dair pek çok konu ile ilgili sohbetlerine katılmak için kanalımıza abone olabilirsiniz.  Abone olmak için hemen tıklayın.

Bir İnsan Nasıl Bir Canlıya Zarar Verebilir?

hayvanlara şiddetSon zamanlarda özellikle sosyal medyanın da etkisiyle hayvanlara yönelik şiddet, işkence, taciz vb. haberlere, videolara çok fazla rastlıyoruz. Her seferinde dehşete düşüyor ve öfkeleniyoruz. En çok da şunu soruyoruz; “Bir insan nasıl bir canlıya zarar verebilir?”

Hayvanlara yönelik şiddet aslında psikoloji ve kriminoloji biliminin de çok uzun zamandır üzerinde durduğu, araştırmaların yürütüldüğü bir konu başlığı. Özellikle yapılan araştırmalar şunu göstermektedir ki, tüm dünya üzerinde kriminal suçlara bulaşmış birçok kişinin yaşamında hayvanlara eziyet etme davranışı gözlenmiştir.

Peki nasıl bir insan bu hale gelebilir? Aslında bunun birçok nedeni olabilir. Öncelikle şiddetin kişi tarafından “normalleştirilmesi” durumu söz konusu olabiliyor. Örneğin bir kişi çocukluk döneminde ailesinden veya çevresinden şiddet görüyor ise bu durumu olduğunca normalize ederek şiddeti kafasında adeta meşrulaştırır. Çoğu zaman insanlara zarar veremese dahi kendince en savunmasız canlılar olan hayvanlara zarar vererek şiddet eğilimini dışa vurur.

Hayvanlara şiddet aslında çoğu zaman yetişkinlik döneminde birdenbire ortaya çıkan bir durum değildir. Kişilerin çoğu zaman çocukluk çağlarında hayvanlara eziyet edici davranışlar sergileyerek başladığı bilinmektedir. Ve maalesef ki yapılan çalışmalar hayvanlara işkence eden çocukların daha sonra insanlara şiddet uygulamaya başladıklarını göstermektedir. ABD’de yapılan araştırmalarda tecavüzcülerin ve katillerin en büyük ortak özelliğinin düzenli olarak hayvanlara karşı şiddet uygulamış olmaları ortaya çıkmıştır. Yani buradan aslında çoğumuzun aklına gelen ikinci sorunun da cevabı ortaya çıkmaktadır; bir hayvana işkence eden bir insan, bir insana da zarar verebilir mi? Cevap; “Kesinlikle evet!”

Peki ne yapabiliriz?

Özellikle çocukluk döneminde hayvanlara zarar verebilme zaman zaman rastlayabildiğimiz davranışlar arasındadır. Ama işte burada biz ailelere çok önemli roller düşmektedir. Çocuklara canlıları sevip, korumayı, onlara zarar vermemeyi öğretmek biz yetişkinlerin görevidir. Ancak bunun dışında okullarda ve diğer eğitim platformlarında da hayvan sevgisi, doğa sevgisi gibi kavramların çocuklara öğretilmesi gerekmektedir. Küçüklük döneminde hayvanlara zarar veren, eziyet eden, vb şiddet içeren davranışların altında çok korkunç eğilimler yatıyor olabilir. Bu yüzden mutlaka profesyonel bir destek alınması şarttır.