Psikodestek

psikologPsikodestek 2004 yılında uzman psikolog Uğur DALAN tarafından kurulmuştur. 40 yılı aşkın süredir sağlık alanında hizmet veren Zeylan Sağlık bünyesinde psikolojik danışmanlık hizmetleri vermek amacıyla açılan Psikodestek, 2008 yılında psikolog Aslı DALAN’ın da katılımıyla büyümüş ve çalışma alanını genişletmiştir. Duygu-durum bozuklukları, kaygı bozuklukları, aile ve evlilik terapisi ve çocuk – ergen psikolojisi alanında hizmet veren Psikodestek, kurumsal danışmanlık ve kurumsal eğitim çalışmalarına psikolog Uğur DALAN ve diğer psikolog kadrosu ile devam etmektedir. Bu yıl 10. yılını kutlayan Psikodestek, sizlere her zaman en iyi ve en doğru hizmeti vermeyi kendine ilke edinmiştir.

Nice 10 Yıllara – Psikodestek ( Psikolojik Destek Merkezi)

Psikolog Uğur DALAN – Psikolog Aslı DALAN

Çocuklarda Mahremiyet Eğitimi

cocuklarda-mahremiyet-egitimiÖzellikle son yıllarda çocuklara yönelik şiddet ve cinsel suistimaller korkunç boyutlara ulaştı. Neredeyse her gün haber bültenlerinde, sosyal medyada farklı yaş gruplarından birçok çocuğun ve ailenin yaşadığı korku dolu deneyimleri duyar olduk. Bu durum hepimizi endişelendirdiği ve alarma geçirdiği gibi, çocuklarımızı bilinçlendirme konusunda neler yapabiliriz sorusunu da gündeme getirmektedir.

Peki bizler aileler olarak çocuklarımızı korumak ve bilinçlendirmek konusunda neler yapabiliriz?

Aslında bu sorunun cevabı, çocuklar ve ailelerle yıllardır çalışan bir psikolog olarak kişisel bir gözlemimi paylaşmak ihtiyacını doğurdu. Biz, yeni nesil “bilinçli” ebeveynler olarak,  çocuklarımızı çok daha özgür, kendine güvenen, kısıtlamalar olmaksızın büyütmeye çalışırken bazı hatalar yapabiliyoruz. Bu noktada gözden kaçırdığımız en önemli şeylerden biri de çocuklarımızı büyütürken onlara “mahremiyet eğitimi” vermeyi gözden kaçırabiliyor oluşumuz. Peki nedir bu “mahremiyet eğitimi”?

Mahremiyet eğitimi, çocuklara aileler tarafından verilmesi gereken bir eğitimdir. Cinsel eğitimden daha kapsamlıdır. Cinsel eğitim, çocuğun kendi cinselliğini tanıması, gelişim sürecinde cinsellikle ilgili yaşayacağı fiziksel ve duygusal farklılıkları öğrenmesi adına anne ve baba tarafından sorduğu cevapların karşılanması ile verilen bir eğitim sürecidir.

Mahremiyet eğitimi ise yine çocuğun, cevabını öğrenmeye ihtiyaç duyduğu cinsellikle ilgili tüm sorularının giderilmesi ile birlikte; daha çok kendisinin ve diğer insanlarının özel alanlarının farkına varması, sosyal hayatın içinde kendi özel alanını korumayı öğrenmesi, diğer insanların özel alanlarına saygı duyması, kendisi ile çevresi arasında sağlıklı sınırlar koyması öğrenmesi gibi bilgileri vermeyi içeren bir eğitimdir.

Bu eğitimin verilmesi çocukların ruhsal ve cinsel açıdan korunmaları adına çok önemlidir. Çünkü mahremiyet eğitimi almış olan bir çocuk, başına gelen herhangi olumsuz bir olayda olayı tam anlamıyla idrak edemese de; bir şeylerin yanlış ve ters olduğunu fark edecektir. Dolayısıyla kendini alarma geçirecektir.

Mahremiyet Eğitimi Verilirken Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar

Çocuğa “Özel alan” tanımlama ve öğretme

Çocuğun kendi mahremini, kendine ait olan özel alanını koruyabilmesi için öncelikle bu alanı çocuğa tanımlamak gerekir. Vücudun kişiye özel olan bölgeleri, bu bölgelerin gizlenmesi gerektiği çocuğa iki yaşından itibaren yavaş yavaş anlatılabilir. Bu özel alanın başkalarından gizlenmesi ve anne-baba,  doktorlar dışında bu bölgeye kimsenin dokunmaması gerektiği çocuğa öğretilmelidir.

Çocuk için tanımlanan özel alan aynı zamanda anne-babanın da özel alanıdır. Çocuk anne-babasının bu alanları görmek istediğinde aile izin vermemeli, bu alanların kişiye özel olduğunu belirtmeli ve kimseye gösterilemeyeceğini anlatmalıdır. Çocuk cinsel organlar ile ilgili sorular sorduğunda, anne baba bu açıklamaları kendi bedenleri üzerinden yapmamalıdırlar. Resimli kitaplar üzerinden veya çocuğun kendi bedeni üzerinden anlatım yapılmalıdır.

Bu “özel alan” kavramının çocukta oluşabilmesi için, çocuklar yürümeye başladıkları andan itibaren, çırılçıplak olarak ortaya bırakılmamalıdır. Çocuk, kendini hatırlayabildiği en küçük yaşlardan itibaren kendisini cinsel bölgeleri giyinik olarak hatırlamalıdır. Özellikle 4 yaşından itibaren, çocuklar çırılçıplak olarak evde veya ev dışında bulunmamalıdır. Kendisini başkalarının yanında çıplak olarak görmeye alışkın olmayan bir çocuk, elbisesinin birileri tarafından çıkartılmasından ciddi rahatsızlık duyacaktır.

Çocuğa odanıza izin alarak girmesini öğretme

Çocuklara dört-beş yaştan itibaren anne babanın odası kapalı ise odaya kapıyı çalarak ve izin alarak girmesi gerektiği öğretilmelidir. Çünkü bu oda anne-babanın özel alanıdır ve özel alanlara girişte izin alınır. Bu davranışın çocukta oluşabilmesi için, anne babalar da çocuğun odasına “özel alan”ına girerken ondan izin isteyerek girmelidir. Elbette ilk başlarda çocuk ebeveynlerinin odasına izinsiz girecektir. Odaya izinsiz girdiğinde çocuğa, “Odamızda giyiniyor olabiliriz, bu yüzden kapı kapalı ise tıklatıp izin alarak içeri girmelisin şeklinde” açıklama yapılabilir.

Çocuğa tuvaletin kapısını kapalı tutmayı öğretme

Tuvalet gereksinimini gerçekleştirmek mahrem bir şeydir ve bu durumun da bir “özel alan” olduğu çocuğa gösterilerek öğretilmelidir. Tuvalet yapılırken yalnız olunması ve herkese açık bir şekilde tuvalet yapılmaması gerektiği çocuğa anlatılmalıdır. Ebeveynler de bu konuda çocuğa doğru model olarak durumun pekişmesini kolaylaştırabilirler. Tuvalet eğitimin ilk zamanlarından itibaren çocuğa bu öğreti verilmelidir. Lazımlık kullanımında, lazımlık tuvalet dışında evin salonu vb. gibi ortalık yerlerde kullanılmamalıdır.

Çocuğun özel alanlarına saygılı olma

Çocukta “özel alan”, “mahremiyet” kavramının gelişmesini istiyorsak, ona göre davranışlarımızı şekillendirmemiz çok önemlidir. Bu yüzden anne babaların çocukları herkesin görebileceği bir şekilde soyup giydirmemeleri gereklidir. Mutlaka başka bir odaya geçerek bunun yapılması gerekir. Bebeklik döneminden itibaren alt değiştirmenin dahi ortalıkta yapılmasından ziyade, farklı bir odaya geçilerek yapılması, çocukta mahremiyet duygusunun gelişmesini sağlar.

Ayrıca ebeveynler 4-5 yaşlarından itibaren çocukları banyo yaptırırken, iç çamaşırları ile yıkamalıdırlar ki, yine özel alan ihlali gerçekleştirilmemiş olsun. İç çamaşırı çıkarırken ve temizlerken gözleri kısarak ya da başı hafif yana çevirerek o alana saygı gösterdiğimizi hissettirmek çocuklarda mahremiyet duygusunun gelişmesine katkı sağlayacaktır.

Çocuklara 7 yaşlarından itibaren banyoda kendi mahrem yerlerini kendilerinin temizlemesine olanak tanınmalıdır.

Diğer bir önemli konu da çocukların cinsel bölgelerinin yetişkinler tarafından sevgi nesnesi haline getirilmemesidir. Bu alanların öpülerek, okşanarak sevilmemesi, herkes içinde gösterilerek çocuğun rencide edilmemesi “mahremiyet” duygusunun gelişimi için çok önemlidir. Eğer bu şekilde uygulamalar yapılırsa çocuklar, bir başkası özel alanına dokunmak istediğinde bunun iyi mi yoksa kötü mü olduğunun ayrımını yapamayabilirler. Bu sebeple bezlemek, pişik kremi sürmek ve temizlemek durumlarında bile abartıya kaçmamak, aşırı baskı uygulayarak silmemek, çocuğun cinsel organlarıyla oynamamak daha doğrudur. Çocuğun cinsel organlarını şaka konusu yapmak, göstermesini istemek, onlara dokunmaya çalışmak çocuğun cinsel kimlik gelişimi açısından oldukça sakıncalıdır.

Çocuğa “izin verirsem dokunabilirsin” bilincini öğretme

Çocuk, kendi rızası dışında ve rahatsız olduğu bir temasla karşılaştığında, “hayır” diyebilmelidir. Bu bilincin oluşabilmesi için, ebeveynlerin de zorla çocuğa dokunmaları, sıkıştırmaları, özelikle de öpme, okşama gibi sevgi gösterilerinde bulunmamaları gerekir. Çocuğu öpmek istediğinizde “seni öpebilir miyim” diye iznini istemek onda hem güven hissinin oluşmasını sağlayacak, hem de istenmeyen bir durumla karşılaştığında çocuk reddedebilmeyi öğrenecektir.

4 yaşından itibaren çocukların bedenine yapılacak her türlü müdahalede ebeveynler çocuklarının onayını almalıdırlar. Örneğin terlemiş bir çocuğun atleti izin alınmadan aniden çıkartılmamalı, altını ıslatmış bir çocuğun pantolonu kızgınlıkla değil, sakin ve izin alınarak çıkarılmalıdır. Çocuk zamanla kendisinden izin alınmadan bedenine yapılacak müdahaleleri hisseder ve rahatsız olur.

Çocuğa “fiziksel baskıya direnme refleksi”ni öğretmek

Küçük yaştaki çocuklar kendi güçsüzlüklerini ve çaresizliklerini büyüklerin gücünü keşfettikçe anlarlar. Anne- babalar ve akrabalar bu yüzden, çocuklarına olan sevgi gösterileri sırasında çocuklara kendi güçsüzlüklerini hissettirecek kadar büyük ve orantısız güç kullanmaktan kaçınmalıdırlar. Anne babalar, çocuğuna kendisine güç, zorlama uygulandığında karşılık vermesi gerektiğini öğretmelidir. Bunun için de bazen çocuğun istemediği bazı durumlarda gösterdiği tepki, güç gösterisi ile kırılmamalı, çocuğun direncinin işe yaradığı bizzat yaşayarak ona gösterilmelidir.

Çocuğa “İç Çamaşırı Kuralı”nı öğretin

Yapılan araştırmalara göre Her beş çocuktan biri cinsel istismar ve şiddetin bir türüne maruz kalmaktadır. Bu durum, her yaştan, her renkten, her sosyal sınıftan ve her dinden çocuğun başına gelmektedir. Olayın faili, çoğu kez çocuğun tanıdığı ve güvendiği bir kişidir; bazen de bir başka çocuktur.

İç Çamaşırı Kuralı, anne-baba ve bakıcıların, çocuklara, vücutlarının hangi kısımlarına başkalarının dokunamayacağını, böyle bir durumda nasıl davranmaları ve kimden yardım istemeleri gerektiğini açıklamalarında yardımcı olacak basit bir kuraldır.

İç Çamaşırı Kuralı nedir? Çok basit; başkaları çocukların iç çamaşırlarına ve içinde kalan kısımlarına dokunmamalıdır. Çocuklar da aynı şekilde başkalarının bu kısımlarına dokunmamalıdır.

Sonbahar Depresyonu – Yorgunluğu

sonbahar-depresyonuGüneş yerini yavaş yavaş bulutlara bırakmaya başladı, geceler uzadı gündüzler kısaldı. Sıcak havalar yerini soğuk ve yağmurlu havalara bıraktı. Çiçekler, yeşillikler azaldı, ağaçlar yapraklarını dökmeye başladı. Yeşilliklerin, sıcaklıkların ve güneşin etkilerinin gitmesi ile birlikte sizin de enerjiniz, canlılığınız ve içinizdeki mutluluk ta gitmeye mi başladı. Eğer cevabınız evetse bu yazıyı dikkatle okuyun çünkü sizde bahar yorgunluğu yaşıyor olabilirsiniz.

Bahar yorgunluğu ve bahar depresyonu sonbaharın bu ilk haftalarında birçok kişide görülebilen, genel bir bitkinlik, güçsüzlük, enerji eksikliği, isteksizlik, uykusuzluk, vücutta uyuşukluk – karıncalanma gibi belirtilerle seyreden bir rahatsızlık halidir. Bahar aylarında havadaki elektrik yükünün artması ile, özellikle büyük şehirlerde bu elektrik yüküne hava kirliliğinin ve çevre gürültüsünün de eklenmesiyle belirtiler daha da artar.

Bahar yorgunluğu sosyal yaşamı, aile hayatını ve özelliklede iş yaşamını olumsuz bir şekilde etkiler. Yönetici pozisyonunda çalışan kişiler içinde bu sorunun görülmesi geçerlidir. Halsizlik, vücutta kırıklık, isteksizlik, boğaz ve baş ağrılarıyla ortaya çıkan bu yorgunluk iş performansının düşmesine, alınan verimin düşmesine, çalışmanın bir zevkle yapılmasından çok günü geçirir, haftayı geçirir bir hal almasına neden olur.

Bahar yorgunluğu mutlaka önlem alınması gereken bir durumdur. Önemsenmeyip geçiştirilmeye çalışılırsa kronik yorgunluk sendromuna dönüşebilir, aynı zamanda uzun süren durumlarda depresif duygu-durum görülme olasılığını da arttırır.

Bahar Yorgunluğundan Kurtulmak İçin Yapılması Gerekenler

Bahar yorgunluğundan kurtulabilmek veya hiç yakalanmamak için yapılması gerekenlerin en başında hareket etme – spor yapma gelir. Gün içinde yapılacak kısa bir yürüyüş, sabahları yapılacak 10 dakikalık bir egzersiz oldukça etkili olacaktır. Vücudun vitamin ihtiyaçlarını karşılamak için B ve C vitaminleri kullanılıp, bununla birlikte beslenmeye dikkat edilip bol bol meyve ve sebze tüketilirse, günde 3 litre kadar su içilirse ve uyku düzenine dikkat edilirse bu yorgunluğun kolayca üstesinden gelinebilir.

MOXO Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Testi Psikodestek’te

moxo dikkat eksikliği ve hiperaktivite testiDikkat Eksikliği, Hiperaktivite ve Dürtüselliği Ölçme ve Değerlendirmede dünyanın en iyi testlerinden biri olarak gösterilen MOXO testi “Psikodestek”te. Çocuk ve Ergen Psikoloğumuz Aslı DALAN tarafından uygulanan MOXO testi, Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğunun dört ana semptomu olan dikkat eksikliği , zamanlama problemi , dürtüsellik ve hiperaktivitenin objektif olarak ölçülmesini sağlayan bir testtir.

Sağlığın Adresi Programında İlişkiler ve Boşanma Konusunu Konuştuk

Sevgili Berat AŞICIOĞLU ile “Sağlığın Adresi” programında İlişkiler ve Boşanma konusunu konuştuk.

Psk.Aslı DALAN ve Psk.Uğur DALAN’ın boşanma döneminde yaşananlar, boşanma döneminin çocuklar üzerindeki etkileri, ilişki ve evlilik problemleri üzerine konuştukları “Sağlığın Adresi” programını izleyebilirsiniz.