Psikodestek

psikologPsikodestek 2004 yılında uzman psikolog Uğur DALAN tarafından kurulmuştur. 40 yılı aşkın süredir sağlık alanında hizmet veren Zeylan Sağlık bünyesinde psikolojik danışmanlık hizmetleri vermek amacıyla açılan Psikodestek, 2008 yılında psikolog Aslı DALAN’ın da katılımıyla büyümüş ve çalışma alanını genişletmiştir. Duygu-durum bozuklukları, kaygı bozuklukları, aile ve evlilik terapisi ve çocuk – ergen psikolojisi alanında hizmet veren Psikodestek, kurumsal danışmanlık ve kurumsal eğitim çalışmalarına psikolog Uğur DALAN ve diğer psikolog kadrosu ile devam etmektedir. Bu yıl 10. yılını kutlayan Psikodestek, sizlere her zaman en iyi ve en doğru hizmeti vermeyi kendine ilke edinmiştir.

Nice 10 Yıllara – Psikodestek ( Psikolojik Destek Merkezi)

Psikolog Uğur DALAN – Psikolog Aslı DALAN

Ailesinden Ayrı Yaşayan Çocuklar – Savaş Çocukları , Sokak Çocukları

Ailesinden Ayrı Yaşayan Çocuklar

çocuk psikolojisiBir çocuk için en önemli şeyin anne-baba sevgisi olduğunu söylersek, ebeveynlerinden birinden hatta her ikisinden de ayrı olan çocukların ne kadar büyük bir eksiklik duyabileceklerini söylememiz yanlış olmaz. Yaşamlarının her yanını sarmıştır kaygı duygusu, yanlarında bulunan kişinin de gideceği kaygısı, gelecek kaygısı, sevgi kaygısı.  Bazı durumlarda yanlarında da kimse olmaz ve büyük bir yalnızlık içinde hissederler kendilerini, burada bazı çocuklar üvey anne veya üvey baba ile yaşamak zorunda kalırlar.  Üvey anne veya baba ile yaşamak ta ayrı problemler getirebilir çocuğa. Burada üvey anne veya üvey babanın çocuğa davranışları, öz anne veya babanın davranışları ve çocuğun yaşı çok önemlidir. Doğru bir şekilde lanse edilen, çocukla iyi bir ilişki kuran üvey anne veya üvey baba kimi zaman çocuklar için çok faydalı da olabilir.  Fakat doğru bir şekilde lanse edilmeyen ve davranışlarını ayarlayamayan üvey anne veya babalar olumsuz olarak ta etkileyebilir çocukları. Bu çocuklar öz annesini – babasını yeni biriyle paylaşma sorunu yaşayabilirler, üvey olanı kıskanırlar ve öz anne veya babasının onu artık eskisi gibi sevmeyeceğini düşünebilirler. Çocuğun yaşına bağlı olarak (alt ıslatma, öfke, ders başarısında düşme) gibi uyum ve davranış problemleri de görülebilir.

Sokak Çocukları

Pek çok sebepten ötürü çocuklar evlerinden olabilir ve bir sokak çocuğu haline gelebilirler. Evde dayak yiyip sonra bu şiddete dayanamayıp sokağa düşen, aile zorlaması ile güç koşullarda yaşamaya çalışan, çeşitli sebeplerle madde bağımlılığı geliştirip bu çocuklarla bir arada yaşayan çocuklardır sokak çocukları. Günümüzün en önemli konularından birisidir aslında bu konu, çünkü dünyada teknolojik açıdan inanılmaz gelişmeler yaşanırken maalesef sokak çocuklarının sayısında artış yaşanmaktadır. Risk altında çocuklar değerlendirmesinde en önemli etken, çocukluk dönemlerinde yaşlarına uygun olmayan, tehlike ve riskleri içeren bir yaşam içerisinde olmaları gelmektedir. Her çocuğun doğal hakkı olan yaşına uygun bir yaşam yaşama boyutunun bu çocuklarda gerçekleşmediği gözlenmektedir. Gelişimin temel kurallarından olan her çocuk yaşının gerektirdiği yaşamı yaşamalıdır ilkesinin bu kategoride yer alan çocuklarda gerçekleşmediği görülmektedir. Oyun çağındaki çocuğun oyun oynaması, okul çağındaki çocuğun okula gitmesi gerekirken, bu çocukların, yaşamlarını başka şekilde tehlikeli ve gelişimlerini engelleyen boyutlarda geçirdikleri görülmektedir.

Bu konuda yapılan çalışmalarda, klasik olarak, sokak çocuklarının iki temel grupta değerlendirildiğini görmekteyiz. Bunlar gerçekten bu tanıma uyan sokak çocuğu; yani evi olmayan, sokakta yaşayan çocuklar ile sokakta çalışıp, akşam evine dönen; yani bir evi olan, akşamları düzenli olmasa da evine dönen çocuklar olarak gruplandırılmaktadırlar.

Oğuz Polat hocamızın tanımı ile son bir değerlendirme yapacak olursak “Sokak çocukları yaşının rolünü yaşayamayan başka bir deyişle oyun oynama, okula gitme, akşam evinde anne, baba ve kardeşleriyle birlikte olma gibi doğal gereksinimlerinin karşılanamadığı bir ortam olan sokakta yaşayan ve her türlü tehlikeye açık bir ortam içinde yaşayan, gelecekte suça itilme potansiyeli çok yüksek olan çocuklardır. Özellikle İstanbul gibi büyük metropollerde sayıları oldukça fazla olan sokak çocuklarının rehabilitasyonunda psikologlara, çocuk psikologlarına, psikiyatr, sosyal hizmet uzmanı gibi pek çok meslek dalına önemli roller düşmektedir. İstanbul’da psikolog olarak bu sorunun çözülmesi noktasındaki çalışmaların çok daha ilerlemesi gerektiği kanısındayım.

Savaş Çocukları

savaş çocuklarıSavaş çocukları olarak savaşın içinde yaşayan çocuklar ile birlikte mülteci çocuklarını ve göç yaşayan çocukları da sayabiliriz. Ülkemizde maalesef  bu tür göç sonucu sıkıntılı bir hayata girmiş pek çok çocuk vardır.

Birde savaşın çocukları vardır tabi, Filistin de, Bağdat’ta, Suriye’de savaşın içinde büyümüş çocuklar. Okul yerine sığınaklara gitmiş çocuklar, kaygıyla, şiddetle, savaşla iç içe büyümüş çocuklar. Evlerinde anne-baba kardeşleriyle rahat bir şekilde oturamadılar, arkadaşlarıyla sokakta oyun oynayamadılar, okullarına gidemediler. Yani en doğal gereksinimlerini yerine getiremediler. Çocuk olamadılar. Şiddetin, ölümün, savaşın içinde büyüdüler. Maalesef bu sıkıntılar, bu yetersizlikler içinde yetişmiş çocukların da hem psikolojik hem de fiziksel olarak pek çok problemleri olabilir. Hem psikologlar olarak hem de toplum olarak bize düşen görev; bu çocuklarımıza sahip çıkmak; onları toplumdan dışlamak değil, topluma kazandırmaya çalışmaktır..

Bahar Yorgunluğu

Bahar Yorgunluğu

bahar yorgunluğuBaharın etkisini çevremizde bitkilerde, ağaçlarda, havada hissetmeye yavaş yavaş başladık. Çiçekler yavaş yavaş açmaya, güneş yüzünü göstermeye başladı. Tüm bu güzellikler içinde, baharın bu neşesini kendimizde de hissedebiliyor muyuz?. Tüm bu canlılığı kendi bedenimizde de hissedebiliyor muyuz? Eğer cevabınız hayırsa bu yazıyı dikkatle okuyun çünkü sizde bahar yorgunluğu yaşıyor olabilirsiniz.

Bahar yorgunluğu, baharın bu ilk haftalarında birçok kişide görülebilen, genel bir bitkinlik, güçsüzlük, enerji eksikliği, isteksizlik, uykusuzluk, vücutta uyuşukluk – karıncalanma gibi belirtilerle seyreden bir rahatsızlık halidir. Bahar aylarında havadaki elektrik yükünün artması ile, özellikle büyük şehirlerde bu elektrik yüküne hava kirliliğinin ve çevre gürültüsünün de eklenmesiyle belirtiler daha da artar.

Bahar yorgunluğu sosyal yaşamı, aile hayatını ve özelliklede iş yaşamını olumsuz bir şekilde etkiler. Yönetici pozisyonunda çalışan kişiler içinde bu sorunun görülmesi geçerlidir. Halsizlik, vücutta kırıklık, isteksizlik, boğaz ve baş ağrılarıyla ortaya çıkan bu yorgunluk iş performansının düşmesine, alınan verimin düşmesine, çalışmanın bir zevkle yapılmasından çok günü geçirir, haftayı geçirir bir hal almasına neden olur.

Bahar yorgunluğu mutlaka önlem alınması gereken bir durumdur. Önemsenmeyip geçiştirilmeye çalışılırsa kronik yorgunluk sendromuna dönüşebilir, aynı zamanda uzun süren durumlarda depresif duygu-durum görülme olasılığını da arttırır.

Bahar Yorgunluğundan Kurtulmak İçin Yapılması Gerekenler

Bahar yorgunluğundan kurtulabilmek veya hiç yakalanmamak için yapılması gerekenlerin en başında hareket etme – spor yapma gelir. Gün içinde yapılacak kısa bir yürüyüş, sabahları yapılacak 10 dakikalık bir egzersiz oldukça etkili olacaktır. Vücudun vitamin ihtiyaçlarını karşılamak için B ve C vitaminleri kullanılıp, bununla birlikte beslenmeye dikkat edilip bol bol meyve ve sebze tüketilirse, günde 3 litre kadar su içilirse ve uyku düzenine dikkat edilirse bu yorgunluğun kolayca üstesinden gelinebilir.