Psikodestek

psikologPsikodestek 2004 yılında uzman psikolog Uğur DALAN tarafından kurulmuştur. 40 yılı aşkın süredir sağlık alanında hizmet veren Zeylan Sağlık bünyesinde psikolojik danışmanlık hizmetleri vermek amacıyla açılan Psikodestek, 2008 yılında psikolog Aslı DALAN’ın da katılımıyla büyümüş ve çalışma alanını genişletmiştir. Duygu-durum bozuklukları, kaygı bozuklukları, aile ve evlilik terapisi ve çocuk – ergen psikolojisi alanında hizmet veren Psikodestek, kurumsal danışmanlık ve kurumsal eğitim çalışmalarına psikolog Uğur DALAN ve diğer psikolog kadrosu ile devam etmektedir. Bu yıl 10. yılını kutlayan Psikodestek, sizlere her zaman en iyi ve en doğru hizmeti vermeyi kendine ilke edinmiştir.

Nice 10 Yıllara – Psikodestek ( Psikolojik Destek Merkezi)

Psikolog Uğur DALAN – Psikolog Aslı DALAN

Biriktirme Hastalığı

Biriktirme Hastalığı

biriktirme-hastaligiHerşeyi biriktirme, atamama durumu psikolojide OKB (Obsesif Kompulsif Bozukluk) veya Dispozofobi olarak tanımlanır. Kimi kaynaklarda İngilizcedeki “messy” sözcüğünden türetilmiş “Messie Sendromu” olarak ta anılabilmektedir. Takıntılı bir davranış olarak görülen biriktirme hastalığının tam olarak belirlenemese bile nüfusun %2’sinde görüldüğü tahmin edilmektedir ve bu hiç de az bir oran değildir.

Bu sorunun kaynağını tek bir nedene bağlamak doğru olmaz, bazen yoksul bir ortamda büyüyen kişiler eşyalarını atamazken; kiminde de ileride lazım olduğunda bulamazsam korkusu vardır. Kimi zaman depresyon, kaygı bozukluğu, dikkat eksikliği gibi sorunlar da biriktirme hastalığının ortaya çıkmasına neden olabilir. Obsesif düşünceleri olan kişilerde eşyaları atmanın başına kötü bir olayı getireceği düşüncesi veya eşyalarını attığı kişiyi ve o kişiyle ilgili hatıraları unutacağı düşüncesi (örneğin eşini kaybeden bir adam, 10 yıl geçmesine rağmen kaybettiği eşinin hiçbir eşyasını atmamıştır, atarsa hatıralarını yok edeceğini, eşini unutacağını düşünür) de bu hastalığa neden olabilmektedir.

Psikanalitik ekol’ün kurucusu Sigmund Freud’a göre ise anal dönemde/tuvalet eğitimi döneminde aşırı denetlenme ve zorlanma sonucu bu şekilde obsesyonlar (takıntılı düşünce) ve kompulsyonlar (takıntılı davranış) oluşur.

Biriktirme Hastalığı;

  • Eski kıyafetler, gazete – dergiler, şişeler, faturalar, kağıtlar gibi başka insanlara gereksiz görünen pek çok şeyi biriktirmek ya da atamamak,
  • Kişinin evinin yaşamaya uygun olmayacak kadar dağınık olması, pislenmesi,
  • İş ya da sosyal yaşamdaki endişe ve davranış bozuklukları

Şeklinde kendini gösteren bir durumdur.

Biriktirme hastalığında biriktirilen nesneler kişilere, yıllara, ortamlara göre değişiklik gösterir. Yaşlı kişilerde genellikle pet şişeler, faturalar, kaplar, eski giysiler, eski gazeteler, kağıtlar, bozulmuş ev araçları görülebilirken günümüzde e-postalar, bilgisayar yazışmaları, mesajlar, yıllar öncesinden kalan ve çalışmayan bilgisayar disketleri en çok biriktirilen şeyler arasında görülmektedir.

Biriktirme hastalığı ile ilgili vakalarda hastalar genellikle kendi istekleri ile bir tedavi sürecine başvurmazlar. Çoğu zaman bir yakınlarının zorlaması ile bu durumun ortadan kalkması için çaba harcarlar çünkü kendileri bunun bir rahatsızlık olduğunu fark etmezler.

Çocuklarının isteği üzerine neredeyse çöp eve dönen bir evde yaşayan danışanım vardı. Evindeki her eşyanın bir gün işine yarayacağını düşünüyordu. Soba yakmak için biriktirdiği gazeteler neredeyse bir odanın tamamını kaplayacak kadardı –ki 2 yıldır evi doğalgaz ile ısınıyordu-.

Yine genç bir danışanım telefonundaki hiçbir mesajı, maili silemiyordu ve bu yüzden yıllardır telefonunu değiştiremiyor ve telefonu arızalanır mesajlar silinir diye çok fazla endişe ediyordur.

Bu gibi durumlarda kişinin davranışlarının ne kadar normal, ne kadar normal olmadığını anlayabilmesi için en önemli kriter bu takıntılı davranışın kişinin kendinin veya yakınlarının günlük hayatını ne kadar aksattığı ve ne kadar rahatsız ettiğidir. Eğer bu biriktirme kişinin kendisinin veya çevresindekilerin günlük hayatını engelliyorsa veya rahatsız ediyorsa bir problemdir ve bu problemin çözülmesi gerekir.

Çözüm noktasında psikiyatrlar bazı ilaç tedavilerine başvururlarken “bilişsel – davranışçı terapi” tekniği oldukça etkili ve önemli bir psikoterapi tekniği olarak karşımıza çıkmaktadır. Eğer siz de kendinizde böyle bir rahatsızlığın olduğundan şüpheleniyorsanız hemen bir uzmana başvurun ve evinizdeki “çöp” lerden sistematik bir şekilde yavaş yavaş kurtulmaya bakın.

 Not: Bu yazı Psk.Uğur DALAN’ın Cosmopolitan dergisindeki yazılarından alınmıştır.

Uyku Bozuklukları

Uyku Bozuklukları

Uyuma bozuklukları içerisinde ilk sırayı uykusuzluğa verebiliriz. Uykusuzluk özellikle yaşlılarda sıkça görülen bir yakınmadır. Uyku sorunu geceleyin sık olarak uyanmak, sabahın erken saatlerinde uyanmak, uyumakta zorluk çekmek ve gün boyu kendini yorgun hissetmek şeklinde kendini gösterebilir..

Yaşlanmaya bağlı değişkenlere ek olarak, çeşitli hastalıklar, depresyon – OKB- Bipolar bozukluk gibi psikiyatrik hastalıklar, kafein, ilaçlar ve yanlış uyku alışkanlıkları da uykusuzluğa neden olabilir.

Uykusuzluktan sonra diğer uyku problemleri olarak aşırı uyuma bozukluğu ve uykuda kabus bozukluğu ele alınır.

Uykusuzluk (İmsomnia)

uykusuzluk-insomniaİnsomnia, yeterli miktar ve kalitede uyku uyunamamasına verilen hastalık ismidir. İdeal uyku, uykunun hem etkili hem de düzenli olması anlamına gelir. Uykusuzluk çeken bir çok kişi ya uykuya dalma güçlüğünden ya gece uyanmaktan ya da ikisinden birden yakınır.
Uyku, bedenin gücünü tekrar kazanmasına yardımcı olur. Beyin uyku sırasında bilgi geliştirme ve depolama açısından aktiftir. Uyku, kendi dengesini kuran tabii bir işleyiştir.

Özellikle bebeklerin çok fazla uykuya ihtiyaçları vardır. Bebekler gün boyunca 16 saat uyumalıdırlar. Okul yaşına gelmiş çocuklarda 9 ile 10 saat arası uyku şarttır. Hatta yaşı 17-25 arasında olan kişilerin de okul çocukları gibi 8-10 saat uyumaları gerekir. Bu miktar yetişkinlerde 7 ila 9 saate, 70 yaşın üstündeki insanlarda ise 6-7 saate kadar düşebilir. Ancak uykunun süresi yaşa olduğu kadar kişisel özelliklere de bağlıdır.

Uykusuzluğu gidermek için:

  1. Herşeyden önce uykusuzluğa sebep olan bir başka hastalığın (bazı organik hastalıklar, depresyon gibi) olup olmadığı araştırılmalıdır.
  2. Egzersiz yapmak faydalıdır. En iyi egzersiz zamanı öğleden sonranın geç saatleri ve gecenin ilk saatleridir. Yatmadan önce egzersiz yapmaktan kaçınmalıdır. Zinde insanların uyku kalitesi daha yüksektir.
  3. Birkaç gün uykusuz kalınca hemen ilaca sarılmamak lazımdır.
  4. Geceleri herhangi bir sebeple geç yatılsa bile sabahları vaktinde kalkarak günlük hayata geçilmelidir.
  5. Akşam yemekten sonra alkol, kolalı içecekler, kahve, çay gibi kafeinli içeçeklerden ve sigaradan kaçınılmalıdır.
  6. Akşam yemeği hafif ve erken yenmelidir.
  7. Karyola ve şilte rahat olmalıdır. Oda ısısı 18 derece dolayında bulunmalıdır.
  8. Eğer uykusuzluğunuz günlük hayatınızı tamamen engeller duruma geldiyse ve bir çare bulunamamışsa vakit kaybetmeden bir uzmana danışılmalıdır.

İdeal bir uyku için:

  • Yatağa uykunuz geldiği zaman girin. Alışkanlıklara göre hiç uykunuz yoksa yatağa girmeyin
  • Yatağınıza yatar yatmaz ışığınızı söndürün.
  • Yatağınızda kitap okumak, televizyon seyretmek uyku modundan çıkarabilir ve uykusuzluğu tetikleyebilir.
  • Uyku otomatik bir süreçtir. Uyku için yatınca ve uyuyamayınca kendinizi zorlamamalı, yatağınızdan kalkarak  rahatlatıcı, fazla hareket gerektirmeyen monoton bir iş ile uğraşılmalıdır.
  • Her gün aynı saatte uyanılmalıdır.
  • Kafanızdaki ilgisiz düşünceleri önemsememeye, yok saymaya çalışın.

Aşırı Uyuma Bozukluğu

narkolepsi-aşırı uyumaAşırı uyuma, uykusuzluk kadar sık görülmeyen bir hastalıktır. Ancak, aşırı uykunun da sebepleri araştırılmalı, “uyarıcı ilaçlar”la tedavisine çalışılmamalıdır. Aşırı uyuma rahatsızlığının ailevi yani kalıtımla ilgili olduğu tezi hayli kuvvetli görünmektedir. Sürekli yorgunluk sendromu ile ilişkisi olup olmadığıda araştırma yapılabilecek bir konudur.

Aşırı Uyumanın Sebepleri

  1. Narkolepsi sendromu (aşağıda izah edilecek).
  2. Alkol ve diğer bastırıcı ilaçlar.
  3. Uyku-uyanıklık çizelgesinde bozulma.
  4. Mensturasyon (aybaşı) ile aşırı uyku.
  5. Huzursuz bacak sendromu ve uyku apneleri.
  6. Psikolojik hastalıklar (depresyon, bahar yorgunlğu v.b.)

Narkolepsi: Aşırı uyuma bozukluğunun en sık rastlanan sebebi “narkolepsi” dir. Merkezi sinir sisteminde REM uykusunun idare mekanizmanın bozulması ile ortaya çıkan anormalliği “narkolepsi” terimiyle açıklıyoruz. Narkolepsi, aşırı uyuma arzusu, uyku felci, hipnogojik hallusinasyonlar ve katalepsi olarak dört şekilde tezahür eder. “Aşırı uyuma arzusu” açıklama gerektirmeyen bir tabir olduğundan “uyku felci”ni izah edelim: Hasta, gündüz uyanık iken, birkaç saniye müddetle hiçbir kasını oynatamaz duruma gelir. Uyku felcinin sona ermesini müteakip hasta uyuma ihtiyacı duyar. “Hipnogojik hallusinasyon” da, hasta uykuya dalmak üzere iken veya uykudan uyandığı zaman birkaç saniye müddetle tuhaf sesler ve görüntüler algılar. Bu müddet içinde dehşete kapılır ve çok korkar. Hallusinasyonlar (varsanılar) geçince şuuru yerine gelir, yanıldığını anlayıp normal akıl durumuna döner.

“Katalepsi”ye gelince: Çoğu zaman çene ve baş kaslarında, nadiren bütün vücut kaslarında kontrolün kaybolması halidir. Kaslarda aniden başlayan gevşeme, organların sarkarak anormal bir görünüş kazanmasına yol açar.

Aşırı uyku bozukluklarının hemen hepsi, on ila yirmibir yaşları arasında ortaya çıkmakta; kırk yaşına doğru da kendiliğinden ortadan kalkmaktadır. Kırk yaşından sonra devam eren aşırı uyku bozuklukları bir rahatsızlık işareti sayıldığından dikkatle incelenmesi gerekmektedir.

Gece vardiyalarında çalışanlar, gece ders çalışmayı alışkanlık haline getiren öğrenciler, akşamları alkol ve uyuşturucu alanlar, gece eğlencelerine düşkün olanlar, cinsel arzularını kontrol altında tutmasını bilemeyenler aşırı uyku bozukluğu çeken hastaların büyük ekseriyetini oluşturmaktadır